5 Ağustos 2012 Pazar

Allah Kelimesinin Kökeni

,
Ateistforumdan alıntıdır.
İslam dışı kesimler tarafından, Allah kelimesinin kökenine dair, "El-İlah" ve "Al-İlah" adlı Ay tanrısı adları ortaya atılmış ve Allah kelimesinin kökeninin bu olduğu söylenmiştir. Bunu ilk olarak kimin ortaya attığını bilmiyorum fakat bu yanlıştır. Tarihte hiç bir zaman "El-İlah" veya "Al-İlah" adında bir tanrı oluşmamış ve böyle bir ad ile herhangi bir tanrıya tapılmamıştır.
Bu iddiaya bir zamanlar ben de inanmıştım fakat iyice araştırdıktan sonra gördüm ki, bu içi boş bir idddiadır. İşin garip tarafı ise, bazı İslamcı yazarlar, bu iddiayı yutmuş ve buna karşı savunmaya geçmişlerdir. Ve "Al" ve "El" kelimelerinin Arapça'da, İngilizce'deki "the" artıkelinin karşılığı olduğunu, İlah kelimesinin ise, Arapça'da tanrı manasına geldiğini ve dolayısıyla Allah kelimesinin kökeninin bu olmasının normal olduğunu" söyleyerek yanlışın üstüne yalan katmışlardır. Bu da bize gösteriyor ki, bütün din alimleri, yanlış veya doğru bütün eleştirileri, uydurma ve yalan savunmalarla cevaplamaktadırlar. Zaten dinleri bu günlere kadar taşıyan ve ayakta durmasını sağlayanlar, şimdiye kadar sayıları milyonları bulan bu din tüccarları değil midir? Elbette malının kötülenmesine karşı çıkacak ki, müşterisi azalmasın.

Herşeyden evvel, Arapça'daki "El" ve "Al" ekleri İngilizcedeki "the" sözcüğünün karşılığı filan değildir. Eğer böyle olsaydı, Kuran denmez, "El Kuran" veya "Al Kuran" denirdi; tıpkı İngilizcede "the Quran" dendiği gibi.
İngilizcedeki "the" artikeli manasız bir sözcük değildir. Onun manası şunlardır: "şu bildiğimiz" , "hani şu malum" , "hani şu herkesin bildiği" .
Örnek olarak "on the table" dediğiniz zaman bunun manası "hani o masa var ya! İşte onun üstünde" cümlesidir. "On a table" derseniz, "bir masanın üstünde" anlamına gelir ve bu durumda o kişi o masanın hangi masa olduğunu bilmiyordur. Başına "the" koyduğunuz zaman, "şu bildiğimiz masa" , "hani şu malum masa" , "hani şu herkesin bildiği masa" olur. Başka bir örnekle, Hitap edilen kişi, bahsedilen kişiyi mutlaka tanıyorsa veya bahsedilen kişi insanların çoğunluğu tarafından tanınıyorsa, isminin başında the the kullanılır ki o isim bir başkası ile karıştırılmasın. Eğer "Al" ve "El" ekleri, the ile aynı anlamda artıkeller olsalardı, Muhammed için de "El-Muhammed" veya "Al-Muhammed" denmesi gerekirdi.

Al ve El sözcükleri Arapça filan değildir. Bunlar İbranice de vardır ve İbranice de değildir. Bu sözcükler Sümer ve Babil dillerinden İbranice ve Arapçaya girmiştir ve artıkel filan da değillerdir. Onların manası şudur: Tanrı.

Evet, "al" ve "el" kelimelerinin manası tanrı'dır. Örneğin Babil dilinde, "Ba-al" adlı tanrının adının manası; "Bağ tanrısı"dır". Babil'in meşhur asma bahçelerini korumakla görevli bağ tanrısıdır. Asıl adı ise "Bağ-Al" dır.

Bu al ve el kelimeleri Yahudilerin Babiller ve Sümerler ile olan yoğun teşviki mesaileri sırasında İbraniceye girmiştir. Ve normal olarak da, aslen Yahudi olan Araplara da, onların esas dili olan İbraniceden geçmiştir. Bu kelimeler hangi kelimelerin başlarına eklenmiştir? Başta ithal ettikleri tanrıların adları olmak üzere, Sümer ve Babilden aldıkları kutsal isimlerin bazılarının başlarına geçmiştir. Bunların çoğunluğu tanrı ve tanrıça adlarıdır.

Al ve el kelimeleri sadece tanrı manasına gelmez, aynı zamanda da yüce, ulu gibi manalara gelir. Hatta bu kelimeler, insan isimlerinin başlarına da takı olmuştur. Çünkü o dönemler, tanrılaştırılmış kutsal rahipler ve hükümdarlar çoktu.

Ara not: Şimdi kimileri yine Arapça düşünmekten kopamayarak; "Allah kelimesi İlah veya İlou kelimesinden türemiştir" diyecekler. Arapça düşünmekten kurtulamazlar çünkü Arapça yüzyıllardır millete dünyanın en eski ve en mükemmel dili olarak anlatılmıştır. Bu bir yalandır. Arapça tam aksine Dünyanın en yeni ve en ilkel dilidir. Çünkü İbranice dilinin dejenere olmuş halidir. (Bunu tartışmayalım çünkü tartıştık ve başlık konusu bu değil)
Biz burada Arapça'sından değil, Sümer, Babil, Akad gibi, Araplardan ve Arapça'dan binlerce yıl önceki dillerden bahsediyoruz.

Aşağıda, Sümer ve Babil'den ithal bazı tanrıların adlarını görüyorsunuz:

Al-Lat
Al-Uzza
Al-Menat
Al-Mah
Al-Qaum
Kıb-el-La
She-el-la(Şila veya Şi-el-la veya She-Al-lah olarak da okuyabilirsiniz)
Hub-al
Ba-al

Bu örnekler daha da çoğaltılabilir.

El ve Al kelimeleri, bu gün halen İbranice'de "tanrı" manasında kullanılmaktadır. http://en.wikipedia..../El_%28deity%29
Hatta El veya Al kelimesinin yanına hiç bir şey ilave edilmediğinde, "tanrıların babası" yani "baba tanrı" manasına gelmektedir. Zaten ki sadece İbranice'de değil, Sümerce, Akada'ca, Babil dilince ve eski mısır dillerinin bazılarında, al ve el kelimeleri tanrı manasındadır, hatta baş tanrı manasındadır. Francois Lenormant, "Chaldean magic and its origin and development" adlı kitabında, Al kelimesinin tanrı manasında olduğunu, hiç bir tartışmaya yer bırakmayacak şekilde detaylarıyla anlatıyor.

Allah kelimesindeki "Al" hecesini açıkladık. Şimdi geçelim "lah" hecesine. O hece aslında "lah" değil, "la" hecesidir. İbranice ve Arapçaya "lah" olarak girmiştir. Bazı diller, sonlarında H olan kelimeleri ithal ederken, onu konuşurken yuta yuta bir zaman sonra yok ederler. Arapça ve İbranice'de ise tam tersine, bazı kelimelerin sonlarına H harfi eklerler. Çünkü bu dillerde H harfi bir ayraç gibi kullanılarak, üstüne vurgu yapılarak kullanılır. Hata bazen agh gibi, gırtlaktan çıkarılarak iyice vurgulanır. Bu diller için boşuna yallah, fellah, vallah dili dememişler. Çünkü çok sayıda H harfi işitilmektedir.
Allah kelimesinin esası "AL-La" dır. "EL-La" veya "EL-Le" de diyebilirsiniz. Çünkü sadece lehçe farkı yapmış olursunuz.

La hecesi ise dişilik ekidir. Sümer ve Babil kaynaklı bazı tanrıçaların ve hatta bayanların isimlerin sonlarına eklenir. Örnekler:
Sinder-el-la
Mu-Al-la
Raffe-el-la
Ley-la
Sühey-la
Gabri-el-la
Annabel-La

Şimdi "Al" ve "La" hecelerini toplayalım. Al+La=Tanrıça.

Üzüldünüz değil mi? Boşa gitti bunca namaz, bunca oruç, bunca Fellah korkusu? Hacı mısın? Hoca mısın? İmam mısın? Eyvah, ne olacak şimdi? Ya bu yazıyı müşterilerin okursa? Gitti paralar pullar, bağışlar, el ayak öpmeler. Haydi bakalım şimdiden başla kılıf üretmeye. Aynı "El-İlah" iddiasına uydurduğun yalanlar gibi, buna da yalanlar uydur, nasıl olsa mesleğin yalancılık. Ama telaşlanma, beyinleri daha bebekken yıkadığın için, senin cahilleştirdiğin müşterilerin benim bu yazdığım gerçeklere değil, senin yalanlarına inanmak için programlanmış. İşin o kadar da zor değil yani.

Devam edelim:
Nitekim bu "Ella" veya "Alla" sözcüğü, pek fazla kullanılmayan bir sözcük olsa bile halen İbranice'de manası "tanrıça" olarak kalmıştır:

El-La: אלה
Kaynak: http://en.wikipedia....Ella_%28name%29

"La ilahe il Allah" diyenler aslında "tanrıçadan başka tanrıça yoktur" diyorlar. Çünkü Al-Lah zaten üniversal dilde tanrıça demektir. "İlahe" ise Arapça'da tanrıça demektir. Kimileri "tanrıça" kelimesinin Arapça'da karşılığının "elahim" olduğu yalanını söylese de, elahim, İbranice'deki "Elohim" kelimesidir ve her iki dilde de "tanrılar" manasına gelmektedir. Bu cümledeki manasızlığın sebebi ise, Al-La kelimesinin Arapça'ya en az 500-600 yıl ara ile iki kere girmiş olmasıdır. İlk girişinde değişime uğradı ve sonra başka bir kelimeymiş gibi gibi tekrar girdi ve o dönemin Arapça'sına uygun olarak tekrar değişime uğradı.

"La ilahe il Allah". Yani bir değil iki kere tastikli tanrıça.


Yahudiler, tüm orta asya ve Anadolu'nun ana tanrıçası olan Kıb-El-Le'yi, Kab-Al-Lah olarak telahfus ederek tanrıları arasına kattılar. Fakat onu fazla önemsemediler. Çünkü Yahudilerde tanrı ve tanrıçadan bol bir şey yoktu.(*1)
Arapoğulları'nın Kıb-El-La'yı önemsemiş olması gayet doğaldı çünkü yeni kurulan milletler tek bir tanrı ile inşaa olur. Çünkü şimdilerde bile geçerli olduğu gibi, o zamanlar da birleştirici etki, tanrı ve din idi. Bu yüzden, doğal olarak çok tanrı üzerine bir millet kurmak, zorlu bir yönetim oluşturacağından imkansıza yakındır.


Al-la veya Al-lah Yahudiler ve şimdiki Araplarda farklı manalarda kullanılır. Çünkü aslen eski Yahudilerden bir soy olan Araplar, Sümerlilerin ana tanrıçası Kıb-El-La'yı ana tanrıça edinmişlerdi. Ana tanrıça edindikleri için ise, başındaki kıb hecesine gerek duymamışlardır. Çünkü Al-La veya El-La veya El-Le kelimesi, zaten tanrıça demekti. Fakat şimdiki Yahudiler olan Israiloğulları bunu yapmadılar çünkü onlar Kıb-El-La'yı ana tanrıça edinmediler. Zira onların tanrıları ve tanrıçaları çoktu. Diyebilirsiniz ki, "Arapların da tanrı ve tanrıçaları çoktu". Evet ama Kıb-El-La'yı ana tanrıça edindiklerinde, onun eş değerinde başka bir tanrı veya tanrıçaları yoktu. Diğer tanrı ve tanrıçaları daha geç dönemlerde ithal edilerek önem kazanmaya başladı. Kabe'de o dönemlerde baş put'un Allah olmasının sebebi budur. Çünkü o, Arap milleti ortaya çıktığında onların ilk tanrıçaları idi.

Allah da aslında Ay kökenli bir tanrıçaydı. Çünkü Mezapotamya ve anadolu'nun ay tanrıçası Kıbele(Kıble)'den devşirmedir. Daha sonraları ataerkil dinlerin etkisiyle melezleştirilerek cinsiyeti yok edildi. Özellikle İslamın gelişiyle tamamen erkek hüviyetine büründürüldü ve cinsiyeti de inkar edilmeye başlandı.

Allah(Kıble,Kıbele) neden Ay kökenlidir? Ay'ın manası nedir?

Bilinç insanoğlu'nun ortaya çıkışından çok sonra başladı. Ancak, bilinç başlar başlamaz aniden şimdiki seviyesinde ortaya çıkmadı. Dolayısı ile, insanoğlu yarı bilinçli, hatta az bilinçli dönemlerini de yaşadı. Yani, seviye bakımından, şimdiki hayvan ve insan arası birşeydi.
Kendinizi o dönemde doğmuş yarı bilinçli, zekası kıt bir insan olarak düşünün. Kendinizin hakkında hiç birşey bilmediğiniz bir gezegende buluyorsunuz. Böyle bir ortamda, o kıt zekanızla bile olsa, ilk gözlemlemeye çalışacağınız şeyler, yeryüzündeki canlılar ve gökyüzündeki yıldızlar, gezegenler olacaktır. Çünkü ilk dikkat çekecek olanlar bunlardır.

Yıldızlar taşlar gibi ölü değildi, onlar hereketliydi. Bir görünüp bir kayboluyorlardı. Bunların içinde en hareketli olanları Güneş ve Ay idi. Aynı zamanda da onların gözünde, gökyüzündekilerin en büyük olanlarıydı. İşte bu yüzden, yıldızlar canlı olmalıydı.
Hele ki; bazen yarım ay olup, şekilden şekile giren, bazen büyüyüp, bazen küçülen Ay, mutlaka canlı olmalıydı, Ayrıca Ay, hem ışık veriyor, hem de doğarak, batarak çok uzun bir mesafede hareket ediyordu. O mutlaka canlı olmalıydı. Pekiyi ya Güneş? O en koskoca olanı? Ne kadar ilginç bir şey o değil mi? Bazen ormanlar yanarken çıkan o sıcak ve sarı şeyden yayıyordu.(Alev)
Bu çok büyük bir etkinlik; koskoca dünyayı ısıtıyor, bitkileri yeşertiyordu. O da Ay gibi çok fazla hareket ediyordu. Evet evet, o mutlaka canlıdır. Canı ne zaman isterse o zaman ısıtıyor, bitkileri canı istediği zaman yeşertiyor. Kızdığı zaman, ormanlara o sarı ve sıcak şeyden gönderip yok ediyor.
O, o sarı şeylerden bizim üzerimize de gönderiyor. Demek ki bizi görüyor ve biliyor. O sarı ve sıcak şeyleriyle bazen bizi bunaltıyor, ceza veriyor, bazen ise soğuk kış aylarında bizi bunaltmadan ısıtıyor, üşümekten kurtarıyor. Evet, evet bütün bunları yapan, bizi tanımıyor olamaz, hele hele ölü hiç olamaz.

Ay da geceleri o sarı şeylerden gönderiyor ama onunkiler sıcak değil. Fakat bize yol gösteriyor. O ikisi neden hep buradalar? Neden başka yerlere gitmiyorlar? Gitseler bile geri geliyorlar? Neden bizlerle ve bizim Dünyamız ile bu kadar ilgileniyorlar? Yoksa burası onların mı? Güneşin o sarı şeylerden gönderdiği bitkiler, onun kendi bitkileri mi? O yüzden mi onları yeşertip yaşatıyor? Kendi bitkileri olduğu için mi? Ama bize de o sarı şeylerden gönderiyor? Bizimle de ilgileniyor. Yoksa biz de mi onunuz?

Onlar çok güçlü, hiç düşmanları yok. Şimdiye kadar onlardan daha güçlü bir şeyin onları kovaladığını veya avladığını görmedik.

Pekiyi ya yıldızlar? Onlarda da var o sarı şeylerden. Onlar kim? Olsa olsa o iki tane büyük şeyin çocukları olabilirler. Acaba bu iki şeyden hangisi dişi? Olsa olsa o geceleri çıkan dişi olabilir. Çünkü o daha küçük ve daha az güçlü. O büyük olanı ise çok büyük ve çok güçlü. O sarı şeylerden en çok onda var. Demek ki o da erkek olanı.

İlk bilinç başladığında, işte buna benzer, ilkel ama çok da mantıksız olmayan düşünceler ürettiler. Ve bunun neticesinde, Güneş ve Ay'ı efendileri olarak kabul edip, onlara tapınmaya başladılar. İnsanoğlunun ilk tapındığı şeyler, Güneş ve Ay'dır. Bütün diğer tanrılar bunlardan türemiştir. Çünkü doğaya gözle görülür bir biçimde en çok etki edebilen bu ikisi idi. Doğayı yönetiyorlardı.

Allah kelimesinin manasının tanrıça olduğunu anlattık. Pekiyi ama onun bir de simgesi olması gerekmiyor mu? Evet gerekiyor. Yukarıda ne demiştik? "İlk tanrılar Ay ve güneş idi" demiştik değil mi? Allah bir tanrıça olduğuna göre, onun simgesi ne olabilirdi? Elbette ki çoğu tanrıça figürlerinde olduğu gibi, onun da simgesi Ay olacaktı. Çünkü ilkel insanlardan başlamak üzere binlerce yıl güneş ve Ay'ı canlı sandılar, ve Ay'ın dişi, Güneş'in ise erkek olduğunu, yıldızların ise onların çocukları olduğunu düşündüler. İşte bu yüzden Allah'ın simgesi Ay'dır.

İşte size Allah'ın bir kaç simgesi:

Attached Image: mina1.jpg
Attached Image: mina2.jpg
Attached Image: mina3.jpg

Neden Allah'ın simgesi Ay'dır? Çünkü o bir Ay tanrıçasıdır da ondan. Tanrıçaların hepsi Ay kökenlidir. Tanrıların ise hepsi Güneş kökenlidir. İneğin boynuzları da Ay'ı simgeler. Çünkü iki boynuzu tek parça olarak düşündüğünüzde hilal şeklindedir. Bazı dinlerde ineğin kutsal olmasının sebebi de budur. Bazı simgelerde hem boynuz(Hilal olarak) hem de daire şeklinde dolunay birlikte verilir. Aşağıdakiler bazı tanrıçaların simgeleridir:

Tanrıça Hekate: Kıb-El-Le'nin bir başka devşirmesi:
Attached Image: Hekate.jpg

Dolunay'ın üzerinde tanrıça Victoria:
Attached Image: victoria.jpg

Tanrıça selena: Boynuz/Hilal simgesi önünde poz veriyor:
Attached Image: Selena-Luna.jpg
Selena için Luna da deniyor.

Tanrıça Hator: Hilal içinde dolunay ile birlikte:
Attached Image: MisirTanricasiHator.jpg
Hator tanrıçaların en eskilerindendir. O da Kıble gibi ana tanrıçadır.

Tanrıça Isis: Hilal içinde dolunay ile birlikte:
Attached Image: MisirTanricasi_Isis.jpg

Mısır tanrıçası Tehuti, Yunan versiyonundaki adı: Thot. Hilal içinde dolunay ile birlikte:
Attached Image: Misir_Tehuti-YunanThor.jpg

Bu örnekler de daha da çoğaltılabilir. Yani Ay ile ilişkisi olanlar mutlaka tanrıçadır.

Şimdi aşağıdaki iki resimi inceleyip arada bir fark olup olmadığına bakmanızı isterim:
Attached Image: vaji.jpg
Yukarıdaki iki resimin birbirlerine benzerliğini gördünüz değil mi? Neye benziyor onlar?
Figur 1'deki resim tanrıça Şila'nın vajinası. Figür 2'deki resim ise, Allah'ın diğer putunu içinde barındıran metal kap.
Şimdi yukarıdaki figürlerin orijinallerini gösterelim:
Attached Image: sheellah.jpg

Üstteki her iki put da doğumu, doğurmayı, hamileliği simgeliyor.
Fakat Allah putunun bir başka özelliği daha var. Çünkü o aynı zamanda da içinde yuvarlak bir kara taş barındırıyor.
O kara taş, Allah'ı simgeleyen diğer putdur. İslam öncesi putperest Araplar, aynen şimdiki müslümanların yaptıkları gibi, Allah putunun etrafında dönerek hac vazifelerini yerine getiriyorlardı. Ve aynen şimdiki gibi, orada şeytan taşlıyorlardı.

Şu aşağıdaki ise yunanlıların aşk tanrıçası Aphrodite'in kara taşı:
Yollanan resim
Kaynak: http://imca.repetti....A-Insights4.htm

Aşağıdaki ise, Ay tanrıçası Kıb-el-le'nin, yani gerçek Kıble'nin kara taşı:
Attached Image: cybele.jpg

Yukarıdaki resimdeki, kıble'nin elinde bulunan taş; mermerden yapıldığı için kara gözükmüyor fakat Ay tanrıçası Kıble'nin gerçekte öyle bir taşı vardı ve tıpkı Kabe'deki put gibi kara idi. Onun kara taşı kayıp yada çalındı. Söylentilere göre, Roma imparatorluğu zamanında, Roma şehrine götürüldü. Yine bir rivayete göre şu anda Vatikan'da saklanıyor. Hatta Kıbele'nin kara taşının çalınarak Kabe'ye götürüldüğü ve o kara taşın oradaki taş olduğu dahi söyleniyor. Fakat Kıble'nin kara taşı her nerede olursa olsun, onun bir kara taşı vardı.
http://en.wikipedia.org/wiki/Cybele

Kıbele inanırları, o kara taşın etrafında dönerek hac vazifelerini yerine getirirlerdi. O zamanki inanışa göre, Tanrıça Kıble ve tanrı Attis birbirlerine aşık oldular fakat kavuşamadılar. Bunun üzüntüsünden, tanrı Attis kendi cinsel organını keserek erkekliğini bitirdi ve bu sırada kan kaybından öldü. Kıbele yüzyıllar boyunca üzüntüsünden gözyaşı döktü. Bunun üzerine bazı dindar kişiler Kıbele ayinleri esnasında hüzünlenerek kendi cinsel organlarını kesme yoluyla mahtem tuttular. Bunu yapanlar, Kıbele rahipleri, yani gallos oldular ve saygı duyuldular. Ve sonunda Kıble'nin döktüğü göz yaşları tanrı Attis'i diriltti ve bu adet kalktı. İşte İslamdaki sunnetin kökeni de buradandır. Maksat Kıble'nin yas'ına ortak olmaktır.
Not: Gerçek Kıble, gerçekten de sevilesi bir tanrı idi. Ve gelmiş geçmiş tüm tanrılar arasında hiç bir tanrı onun kadar sevilmemiştir. İnsanlık ona çok şey borçludur. Çünkü o erkekleştirilmiş sahte Kıble olan Allah ve benzeri tanrılar gibi savaşmayı ve kavgayı değil, sevmeyi aşıladı.

Tanrıça Kıbele'nin dininde çok fazla tapınak yoktur. Çünkü her nerede olurlarsa olsunlar, Kıble'ye yönelerek selama durmak vardır. Matthew Bunson'un "A dictionary of the Roman Empire" kitabında, bu rituellerin bir kısmını bulabilirsiniz.

Dua ederken elleri avuçları yukarı doğru açmanın kökeni de Ay tanrıçalarının dinlerindendir. Ay'ın ışığına nur denirdi. Avuçlar açık ve yukarıya bakacak şekilde dua edilirdi ki; avuçların içi Ay'dan gelen nur ile dolsun. Sonra da avuçlarda toplanan nur, yüze sürülür. Yani nur ile yüz yıkayıp, günahlardan arınmak.
----------------------------------------------------------------------------------------
Uğraşıp uzun uzun yazmışsın Notamatik, teşekkür ederiz. Söylediklerin mantıklı. Ayın tanrıçayla ilişkilendirilmesinde kadınların regl döngüsünün ayın hareket zamanıyla uyuşmasının(28 gün) da payı olsa gerek. Zaten İslamda bir de ay takvimi var değil mi? O bile ay ile ilgili yani. Ayrıca yanlış bilmiyorsam, ''Şeytan taşlama'' sırasında taşlanan şey de bir penis sembolü. Bunun, kendini hadım eden Attis'le bir bağlantısı olabilir.

Ama kafama takılan bir soru var. Yanılmıyorsam bu forumda şimdi adını hatırlamadığım bir başlıkta, ''ekber'' kelimesinin eril, ''kübra'' kelimesinin ise dişil olduğunu okumuştum. Ve müslümanlıkta ''Allah-u ekber'' deniyor. Bu niteleme, Allah'ın erkek olduğunu göstermiyor mu?
Fakat ''La ilahe il allah'' denirken, ''Allahtan başka tanrıça yoktur'' demeleri, aslında Allahın da bir tanrıça olduğunu gösteriyor gibi. Fakat o zaman neden ekber kelimesini kullanıyorlar?

Öte yandan, al ve la kelimelerinden hareket ederek argümanını kurmuşsun. Fakat al kelimesinin eril bir tanrıyı anlatıyor ve la kelimesinin tanrıçayı anlatıyor olması, böylece al-la'nın da çift cinsiyetli bir tanrı olması söz konusu olamaz mı?

Son olarak da şunu söyleyeyim, içimde kalmasın, al kelimesi Arapça'daki il(''var'') kelimesinden, lah kelimesi de Arapça'daki la(''yok'') kelimesinden türemiş olup, Al-lah adının ''Var-Yok'' anlamına gelmesi de mümkün. Ezoterizmin, tanrının bilincini 'derin uyku' hali olarak kavramasını anlatmakta güzel bir niteleme olurdu doğrusu.
Kuran'ın ezoterik bir anlamı olduğunu iddia edenler de var. Belki onların inancına göre Allah hala Kibele'dir. Kim bilir...
------------------------------------------------------------------------------------------
Freddie, yazdıklarını okuyup "var-yok" meselesini söyleyecektim ama sen yazmışsın.

Evet, Al:eril, La:dişil denebilir.

Bi ism Allah el Rahman el Rahim

Rahman: eril, babacan
Rahim: dişil, anaç

"Eril ve dişil olan Allah'ın ismi ile" Yani Allah'ın ismi eril ve dişil.

Bir de sonda bir de H harfi var. O da "Hu" denilen, yaratmadan önceki hali.(Dervişlerin Hu'su). O cinsiyetsizdir; Kim'dir. İngilizce "who" gibi. (Madem Sindrella'dan örnek verildi, biz de ilk ortak dillere dayalı ortak sesleri belirteceğiz)

Eril ve dişil'in yanında, La: yok demek iken
Al: "var" anlamının yanında "bütün, hepsi" anlamında. İngilizce "All" gibi.

Elif harfi aynı zamanda 1 rakamı'dır. "0" rakamı NUN harfi olan nokta. ama arapça ve akraba eski dillerde YOK anlamına gelen La asıl sıfır, nokta bile değil olarak düşünülebilir. 
-----------------------------------------------------------------------------------------
Notamatik güzel bir çalışma yapmış ama ben de bir düzeltme yapmak isterim.
el-ilah tezi müslüman olmayanlara ait değil. Tamamen müslümanlara ait bir iddia.

Fahreddin Razi'nin yazdığına göre Allah sözcüğünün kökeni; Küfeli alimlere göre ilah'tır.
Basralılara göre ise Lah'tır. (Razi, tefsir, c.1,s.163)

İlah'ın başına yüceltmek maksadıyla elif ile lam konmuş, el-ilah olmuş.
El-ilah dile ağır geldiğinden ilah'taki hemze (i) kaldırılmış, ve biraraya gelen iki lam birbirinin içine geçirilmiş (idğam), böylece "Allah" sözcüğü meydana gelmiş.

Basralılara göre ise lah'ın başına elif ve lam getirilmiş ve idğam sonucu Allah sözcüğü oluşmuş.
-------------------------------------------------------------------------------------
Böylesine uzun bir yazı ile desteklenmek istenen iddialar ne uydurma bir varsayım üzerine kurulmuştur. Kuran'da Kuran kelimesi birçok ayette El-Quran, yani The Quran olarak geçer.

Edip bey, sen de benim yazımın sadece girişini okumuşsun. O ilk iki paragrafı atlayarak yazımı bir oku bakalım o dediğin varsayım üzerine mi kurulu benim yazım. Ben yukarıdaki yazımda belirttim. El veya Al, sadece tanrı anlamına gelmez, aynı zamanda da yüce, ulu manasına gelir dedim.
Sen şimdi "el" kelimesi için İngilizce'deki "the" ile aynıdır mı diyorsun? The ile aynı ise, Şeytan için de "El Şeytan" veya "El İblis" şeklinde geçer mi? İngilizce'de "the satan" olarak geçer de, o bakımdan sordum.
Pekiyi ya sana, Kuran'ın İngilizce tercümesinde "the" olup da, Arapçasında "El" veya "Al" olmayan yüzlerce ayet gösterirsem ne yapacaksın?
Ben şimdiki Arapça'da artıkel olarak "el" veya "al" kullanılmaz demiyorum. Fakat İngilizcedeki the artıkeli ile tıpatıp aynı değildir diyorum.
Sen şimdi diyorsun ki; "Allah kelimesi El-ilah kelimesinden türemiştir". Sonradan başındaki artıkel ile birleşmiş, adı Allah olmuş öyle mi? Pekiyi madem ki Arapçada hala el ve al artıkelleri var, o halde sizin şu anda, "Al Allah" veya "El Allah" demeniz gerekmiyor mu? Tıpkı İngilizce'deki "the God" gibi?

Fakat, bunlara cevap bile vermen gerekmiyor çünkü, Allah kelimesi "al ilah" kelimesinden türemiş olsaydı dahi, benim iddiam çürümez daha da pekişir. Yani, benim konumu çürütmesi bir yana, daha da sağlamlaştırır. Neden mi? Çünkü "İlah" da tanrıça demektir de ondan.

Sen şimdi Arapça'sına bakar, "hayır değil" dersin. Ben de sana tekrar derim ki; "Daha dünkü dil olan Arapça'ya bakmayacaksın. Sümer dillerine, Babil dillerine, Akad dillerine bakacaksın. Millad'dan en az 2000 yıl geriye gideceksin. İlah kelimesinin kökü oradadır, Arapça'da değil."


Tekrarlıyorum:
İlah=Ella
Ella=tanrıça
El=tanrı

Yani, senin o the dediğin "el"i unut, sonraki el'e, yani ilah kelimesine gel. Sonra oradan 2000 yıl geriye doğru git. Kökü orada onu.

Kanıt mı? İlk iletimi oku. Bir sürü kanıt gösterdim. En önemli kanıtı, "ella" kelimesinin hala İbranice'de "tanrıça" manasında kullanılması. (Aslen Babilce'dir) Ve "El" veya "al" kelimelerinin de hala İbranice'de tanrı manasında kullanılması. Sadece bunlar değil, iletimi bir oku. El ilah kelimesi beni destekler, seni değil.

Babil'den çıkışı: Ella=Tanrıça
İbranice'ye girişi: Ella=Tanrıça
Halen İbranice'de: Ella=Tanrıça
İbranice'de dönüşümü: Eloh=Tanrıça(Diğer bir sözcük)


Freddie_, on 10 January 2010 - 11:15 AM, said:
Uğraşıp uzun uzun yazmışsın Notamatik, teşekkür ederiz. Söylediklerin mantıklı. Ayın tanrıçayla ilişkilendirilmesinde kadınların regl döngüsünün ayın hareket zamanıyla uyuşmasının(28 gün) da payı olsa gerek. Zaten İslamda bir de ay takvimi var değil mi? O bile ay ile ilgili yani. Ayrıca yanlış bilmiyorsam, ''Şeytan taşlama'' sırasında taşlanan şey de bir penis sembolü. Bunun, kendini hadım eden Attis'le bir bağlantısı olabilir.

Şeytan taşlamanın Attis ile ilgisini bilmiyorum ama diğer söylediklerinle ilgisi var sevgili Fredie. Aslında yazacak daha o kadar çok kanıt vardı ki, hepsine değinemedim. Çünkü zaten uzun oldu, daha da uzun olsaydı kimse okumazdı. Mesela bir de spiral olayı var ki evlere şenlik. Ama hepsine birden sıra gelmiyor malesef. Daha sırada Şeytanın kim olduğu, aslen nereli olduğu var. Azrail efendinin kim olduğu var. Azrail'in şu anda dünyada yaşayan capacanlı bir oğlu var mesela. Bunların hepsini yazacağım ama malesef vakit yok. Ama ilavede bulunduğun için çok teşekür ederim ve zekanı da kutlarım.


Freddie_, on 10 January 2010 - 11:15 AM, said:
Ama kafama takılan bir soru var. Yanılmıyorsam bu forumda şimdi adını hatırlamadığım bir başlıkta, ''ekber'' kelimesinin eril, ''kübra'' kelimesinin ise dişil olduğunu okumuştum. Ve müslümanlıkta ''Allah-u ekber'' deniyor. Bu niteleme, Allah'ın erkek olduğunu göstermiyor mu?
Fakat ''La ilahe il allah'' denirken, ''Allahtan başka tanrıça yoktur'' demeleri, aslında Allahın da bir tanrıça olduğunu gösteriyor gibi. Fakat o zaman neden ekber kelimesini kullanıyorlar?

Kim hangi kelimeyi kullandığını biliyor mu ki sevgili Fredie? Türkçe'de öyle isimler var ki; manası "o.rospu" anlamına geliyor. Ama bilmediği için çocuğuna o ismi takıyor. Ekber kelimesi de öyle. Kıble'in erkekleştirilmesi, tabii ki, yüzyıllar içinde gerçekleşti. Bu yüzden, onun aslen bayan olduğunu bilmeyen sonraki Araplar'ın ekber demeye başlaması normaldir. Kıble'yi erkekleştiren İslam değildir. Ameliyat daha önceleri başladı, İslam son hamleyi yaptı. Sanırım bu ameliyat 200 yıl kadar sürdü.


Freddie_, on 10 January 2010 - 11:15 AM, said:
Son olarak da şunu söyleyeyim, içimde kalmasın, al kelimesi Arapça'daki il(''var'') kelimesinden, lah kelimesi de Arapça'daki

Değil sevgili Fredie,
Allah kelimesinde al Arapça alfabade Elif harfi ile başlar. İbranice de ise Alef olarak geçer. Antik yunanca'da Alpha olarak geçer.
Biraz kökten alacağım ama kusuruma bakma çünkü sana cevap yazıyorum ama sen biliyor olsan bile bilmeyenleri de düşünüp yazmak zorundayım.

Alhabe kelimesinin kökeni yunanca AlphaBeta kelimesinden gelir. Beta latin alhabesindeki B'dir.
Alpha ise yine latin alhabemizdeki A'dır. Alpha inek demektir.
Neden öyle olduğunu anlamak için hiyeroglif alhabe zamanına kadar gitmek gerekir.
Hiyoroglif alhabe insanların kullandığı ilk alhabedir. Hiyeroglif alhabeden çivi yazıları çıktı, çivi yazılarından ise şu anda kullandığımız alhabeler çıktı.
Hiyeroglif alhabede hece yoktur. Harfler ve semboller de yoktur, sadece resimler vardır. Her resimin bir manası vardır. Resimler yan yana geldiğinde yanındaki resim ile birlikte farklı manalar oluştururlar. Fakat resim çizmek sembol çizmekten daha zor olduğu için, zamanla o resimler basitleşe basitleşe en sonunda sembol haline geldirler. Yani harf oldular. Harf olduktan sonra resim oldukları zamandaki manalarını kaybettiler, ama yanayana geldiklerinde heceleri oluşturmaya başladılar. Elif; yani Alef, yani Alpha'nın manasının inek olduğunu söylemiştik. İnek şu evrimlerle A harfi haline geldi:
Attached Image: inek.gif

Neden inek meselesine gelince; bunun sebebi tanrıça Hator'dur. O; bilinen en eski tanrıçadır. Miladdan 4000 yıl öncesine kadar gider. Bütün tanrıçalar gibi, o'nun da sembolü Ay'dır. İneğin boynuzları hilal şeklindir. Dolayısıyla Ay'ı simgeler.

Aşağıdaki gördüğünüz, Ay tanrıçası Hator'un putudur. Hilal şeklindeki boynuzların içinde dolunay simgeleniyor:
Attached Image: hathor.jpg

Tabii ki bu, Elif harfinin inek manasına gelmesi, Allah'ın tanrıça olduğunun ayrıca bir başka delili daha değil. Çünkü tanrı manasına gelen Al kelimesinin de kökü yine, Elif, Alef, Alpha. Fakat alhabelerin en baş köşesine tanrılar yerine tanrıçaların yerleşmesi, o dönemlerde tanrıçaların öneminin ne kadar büyük olduğunu gösteriyor. C harfi de dişidir, o da hilaldir.
R harfi ise Rah'dır, o da güneş manasındadır. Mısır'ın güneş tanrısı Rah'dan gelir.
Yazın çok güzel Nomatik, çok fazla birgi ve araştırma derleyip getirmişsin herzaman yaptığın gibi. Bir blok alıp bu yazılarını oraya koymalısın.

Sevgili cadaloz,
İnternete girmek için çok az vakit bulabiliyorum. Blog açarsam ilgilenemem, yazılarım internette kaybolur gider. Ama blog'u olan arkadaşlar alıp bloglarına koyarlarsa çok sevinirim. Yazıları kendilerine göre editleyebilirler, katılmadıkları yerleri değiştirebilirler, yani yazılarım her türlü herkesindir. Mecbur kalırlarsa kaynak göstersinler ama kaynak göstermeye de gerek yoktur. Çünkü benim yazılarımı kim benimsiyor ve anlıyorsa, o yazı artık beden çıkmıştır ve onun da fikirleridir.
-Neyin olup neyin olmadığı bu kadar belirsiz bir dil yoktur heralde

Var sevgili Cadaloz,
Aramca var. Sırf halkları aldatmak için bu dili uydurdular. Kimi milletlerde, kimi zamanlar halk'ın Aramca konuşması serbest oldu ama çoğu zaman, çoğu milletlerde halkın Aramca konuşması yasak idi. Dolayısı ile neyin olup olmadığı hiçmi hiç belli değildi. Aramca'yı ancak rahipler, soylular, üst düzey memurlar ve hükümdarlar konuşabiliyordu.
Bunların sebebi ne biliyor musun? Halk anlamasın da din konusunda bazıları o zamanın hacı hocalarına muhtaç kalsın. Matta İncili de Aramca yazılmıştı. Sebep; halk anlamasın. Atatürk Kuran'ı Türkçe'ye çevirtirken de karşı çıktı bu hacı hocalar. Sebep: halk anlamasın. Anlamasın ki; gelsin ona sorsun. Ona sorsun ki; o halkın gözünde yücelsin. yücelsin ki, cepler para dolsun. Anlamasın ki; kimse çıkıp "şu kutsal dediğiniz kitapda şöyle saçma bir şey yazıyor" diyemesin. Dese bile, "sen anlamıyorsun, falanca'da aslında o kelime falanca manaya geliyor" diye palavraları sallayabilsin. Şimdi ne oldu? İncil her dile, Kuran Türkçeye çevrildi. Çevrilince evrildi. Evrilmek zorunda kaldı. Artık "falanca kelime falanca manaya geliyor, sen anlamazsın" palavralarından biraz olsun vaz geçmek zorunda kaldılar. Onun yerine "Orada edebiyat var, sen anlamazsın" palavraları başladı.


Bu arada, Allah Kuran'da müslümanların ilk Kıblesinin Kudus'deki mescid sanıyor ama yanılıyor. Müslümanların ilk kıblesi gerçek Kıble idi. Çünkü İslamdan çok çok önce de aynı şekilde gerçek Kıble'ye yöneliyorlardı. Yön aynı yön olduğu için zamanla Kıble'lerini başka bir şey sandılar. (Kıble'nin erkekleştirme döneminde). Halbuki, Allah Kudüs'ün arkasına baksa esas kendi eski tapınağını görecekti, ama o bunu bilemezdi. Çünkü taşlar tarihi bilgileri pek bilemezler. Buyrun Arapların gerçek Kıblesi; Put yazan yer tam Kabe:

Attached Image: kible1.jpg

Dolasısıyla Dünya'daki hemen hemen bütün camilerin Kıblesi yanlış. Fakat yine de, müslümanların en övündükleri, 6 minareli Sultanahmed camisinin kıblesi doğru hiç olmazsa. Bu da Sultanahmed camisinin kıblesi:

Attached Image: kible2.jpg

Bu caminin Kıble'si Kabe'den oha denecek kadar uzakta. Hemen hemen arada 1000 kilometre fark var. Ama gerçek Kıble'yi milimi milimine tutturmuş. Sanırım o caminin yapıldığı yerde, bir Kıble tapınağı vardı, ona bakarak aynı temel üzerine kurdular. Yada o zamanki eski balıkçılardan bir tanesine Kıbleyi sormuş olabilirler. Çünkü İstanbulda, hala bir çok balıkçı, Kıbleyi sorduğunda, Kabe yerine gerçek Kıbleyi gösterir.
---------------------------------------------------------------------------------
"La ilah" dediysek o kadarını da sen anla yahu. Defalarca yazdım, ilk iletimde de yazdım, sonrakilerde de yazdım. Ben bir araştırmacıyım ve İslamdan sonrasını değil, İslamdan 2000-3000 yıl öncesini araştırıyorum. Dolayısıyla Arapça benim nazarımda bir dil bile değildir ki ben onun dil bilgisi kurallarını takayım.
Eğer ben İslamdan sonrası ile ilgili bir iddiada bulunsaydım, o zaman Arapça'yı da, onun dil bilgisi kurallarını da takmak zorunda kalacaktım ve o zaman "la ilah" deseydim sen haklı olacaktın.

"La ilah" denmez" diyorsun. Arapça da, Nebati dili de, İbranice'nin birer lehçesidirler. Arapça "cahilin icad ettiği İbranice'dir". Yani İbranice'nin cahilcesidir. Eğer Arapçanın başladığı zamanda, o zamanki cahiller "La ilah" deselerdi, sen şimdi "la ilah" demek zorunda kalacaktın. Arapçada "la İlah" denir olacaktı. Benim demek istediğim şey bu. O kadarını da sen anla dediğim şey de bu.

Ben Arapça bilmiyorum. İki kelimenin manasını öğreneceğim diye olduğu gibi bütün Arapçayı bilmem de gerekmiyor. Bunun da ötesinde, tekrar unutmayasın diye yine söyleyeyim. Arapçayı takmıyorum bile. Umurumda bile değil. Benim için esas olan Arapça'nın da aslı olan İbranice ve ondan da önemli olan, İbranice'nin de kökünün dayandığı Sümer, Babil, Akad ve Asur dilleridir. Yani, bir kelimenin aslını Babil'cede veya Sümer dilinde filan bulursam, İbranice'yi de takmam, onun dilbilgisini de takmam, İbranice de ne nasıl söylenir onu da takmam. Çünkü kelimenin aslına bakarım, ondan sonrakilerin ne şekilde kullandığından çok buna önem veririm. Anladın mı şimdi söylediklerimi?

Sen de kalkmışsın, Arapça'dan 2500 yıl öncesini araştıran adama şimdiki Arapça'yı dayatmaya çalışıyorsun. Bana ne o cahil neyi nasıl söylüyorsa? Ben neyin nereden geldiğine bakarım, kimin neyi nasıl söylediğine değil.
Sana tekrar söylüyorum ki aynı şeyleri bana tekrarlama. O dömeki cahil "la ilah" deseydi, sen de şu anda "la ilah" diyor olacaktın. Denmez filan diyemezdin.

Ayrıca defalarca anlattım. O cahil Arap "La ilah il Allah" deseydi de, veya "La ilah-ı il Allah" deseydi de, veya tıpkı "Allah-u ekber" derken söylediği gibi, veya "Allah-u teala" derken söylediği gibi "La ilah-u il Allah" deseydi dahi veya şimdi söylediği gibi "La ilahe il Allah" deseydi bile, sonuç değişmeyecekti. Çünkü o dilin anası olan İbraniceye baktığında, o kelimenin kökü "eloh". Ve bu da dişil bir kelimedir. Yani öyle de çevirsen, böyle de çevirsen sonuç yine tanrıça, yine tanrıça.

Bununla da yetinme. Eloh'un da kökü Ella. Ella kelimesi bu gün hala İbranice'de kullanılıyor ve onun da sözlükteki manası yine "tanrıçaaaaaa".

Bununla da yetinme. Bu kelime aslan Babil kökenlidir. Ella kelimesinin Babilce'deki karşılığı yine "tanrıça". Ellaaaaaaa diye bağırırsan, tanrıçaaaaaa diye bağırmış olursun. Şimdi anladın mı beni?

"Alla" dersen yine tanrıça. Sadece lehçe farkı var. Allah dersen yine tanrıça, yine sadece lehçe farkı var.

Umarım beni artık anlamışsındır da, bundan böyle Arapça diye tutturmazsın. O dil benim gözümde çöptür çöp. Daha dünkü dil. İlkel dil, Çocuk dili. Cehalet dili. İbranicenin cahilcesi.

Başka sorun varsa seve seve cevaplarım ama lütfen Arapça dersi vermeye çalışma. Luzumsuz gördüğün gibi.

Paradigmax,
Şimdi de Turan Dursun diye mi tutturdun? Hayatımda Turan Dursun'un tek bir kitabını bile okumadım. Sitesine de üye olmadım. Hakkında tek duyduğum şey, İslamın aksine kitaplar yazdığı için failleri de bulunmayacak şekilde katledildiği.(Bence bizzat devlet tarafından öldürülmüştür ve faillerin yakalanmama sebebi budur.).
Son olarak onun hakkında bildiğim diğer şey, "Al-İlah" adında bir Ay tanrıçası olduğunu ve Allah kelimesinin bundan türediğini söylemiş olmasıdır. Benim tezim ise tam tersine, bunu reddediyor.
Ben,

Al=Tanrı
Lah=ça
Al+Lah=Tanrıça

diyorum ve bunu da daha önce söyleyene hiç rastlamadım.
Diğer söylediklerine de cevap yazmaya gerek görmüyorum çünkü söylediklerinin hepsi, belgesiz, kanıtsız. Kanıt diye bana bozacının söylediklerini getiriyorsun. Kuranı kanıt diye bir ateiste gösteremezsin. Çünkü Kuran bilimin gözünde bir paçavradan ibaretttir. Sen hiç hayatında Kuran'ın söylediklerini kanıt fösteren bir bilimsel makale gördün mü? Görmediysen bana da gösterme. Gördüysen, o bilimsel makaleyi bana da göster.
 
 ---------------------------------------------------------------------------
Paradigmax,

""Kalkıyorsunuz burada hiyerogliflerden bahsediyorsunuz, oysa bizim milletimizi daha yakından ilgilendiren 15.0000 yılık "PETROGLİFLER" den bahsetmiyorsunuz..
Bunu neden söylüyorum, asıl ay kültünün temeli oradadır, inek kökenli değil boğa/öküz kökenlidir..""


Bir şeyden bahsettim diye her şeyden bahsetmem gerekmiyor. Laf lafı açıyor diye, aklıma gelen gelmeyen her şeyi yazacak değilim.
İnek, manda, öküz, boğa, sığır vs. de fark etmiyor. Çünkü pipisinin olup olmadığı değil, boynuzlarının şekli önemli. Yazılarımı okursan bunun üzerinde durduğumu fark edersin. Sen illa da "Ben pipisini gördüm, o öküzdü" desen bile nafile. Boynuzların şekli Ay şeklinde. Kutsaliyet oradan geliyor.


"""Allah ın simgesi ay mıdır Allah aşkına?
Bir taraftan İslam da ay Allah a simge adledilecek, diğer tarafta ay yarılacak, ay-güneş-yıldızlar sadece insanların hüzmetine verilmiş ayetlerdir denilecek Kuranda..
Buna aklınız kesiyor mu?"""


Allah'ın simgesi Ay'dır tabi, Allaha aşkına.
Sen Kuran'a filan bakma. O ne bilecek Allah'ın simgesini? Kuran'ın Allah'dan haberi var mı ki simgesini bilsin? Benim anlattıklarım Kuran'dan ve İslam'dan yüzyıllar öncesi. Bunu bin kere daha söyletmeyin bana.

""Lah hecesinin bir şekilde La dönüştüğünü ve dişil takısı söylüyorsunuz oysa sadece İbrani lehçesi dediğiniz Arapçada “La” nın hayır/yok demek olduğunu bilmiyor musunuz?""

Umarım bu bir espiri filandır. Yoksa bu kadarı da olamaz yani.
Aşağıdaki "da" hecelerinin hepsi farklı manalarda kullanılmıştır:

-- Nasıl olur da bunu bilmezsin?
-- Hasan da geldi.
-- Gol atmasına atar da, ama yine de yenilir.
-- Nilayda çok güzel bir kedi var.

Ama sana göre, yukarıdakilerden biri doğruysa, diğerleri yanlış olmalı. Umarım şimdi de "ama" dedim diye zaman başka bir şey anlamıyorsundur.


""Asherah, Anath, Astarte, Ashima, Cherubim, Matronit (Shekhina)

Hani nerede burada La takısı?""


Leyla, Süheyla, mualla, Ayla, Izabella, Anabella, Sinderella. Bu la eklerinin dişilik eki olduğunu biliyorsun değil mi?

Salihe, Arife, Durdane, Feride, Halime, Latife, Hayriye. Hani burada dişilik eki? Bunlarda da la değil, e dişilik eki var. Ama sana sorarsak, en üstteki isimlerde la olduğu için bunlarda da la olması gerekirdi. Aksi halde la dişilik eki iptal.

Ebru, Gül, Fatma, Esra, Irmak, Ajda, Arzu , Asuman, Filiz, Füsun, Gülizar. Hani bunlarda e veya la dişilik ekleri? O halde demek ki bütün dişilik ekleri güme gidiyor değil mi? Arkadaşım, bazı bayan isimlerinde dişilik eki vardır. Azında vardır veya çoğunda vardır ama hepsinde yoktur. Bu kadarını da anlattırmayın, kendiniz düşünün bunları.

Sen çatlasan da, patlasan da Allah'ın simgesi Ay'dır ve bu simge bütün camilerin en en en tepesindedir. Ve Ay zaten başlı başına bayana atanmıştır. Sonunda dişilik eki olsa da olmada da:


Gülay, Beray, Şenay, Nilay, Esmeray, Nuray, Tülay.
Ayfer, Aysel, Aylin, Aynur, Ayten, Aysun, Ayla, Ayça, Aydan, Ayşen.


""Tiamat mı(babil) , Kupapa(Kubaba)mı[hitit/hurri] Kybele(Luvi-ce) mi?Eğer hepsi aynısı ise bu la tanrıçalık takısı güme gidiyor..""

Kıb-e-le deki "le" veya Kıb-El-La daki la, dişilik takısıdır. Bunun böyle olduğu; sonu "elle" veya "ella" ile biten diğer tanrıçaların adlarından belli olduğu gibi, aynı zamanda da yüzlerce kere söyleyip de anlamak istemeyenlere bir türlü anlatamadığım gibi, İbranice sözlükte, "El" veya "Al" kelimelerinin manasının hala tanrı olarak geçmesi ve de "ella" kelimesinin ise hala tanrıça olarak geçmesinden de bellidir.

""Benden Allahın/Tanrının/İlahın tek olduğuna dair kanıt istemişsiniz, bir kaçını vereyim:"

Sevgili arkadaşım ben senden öyle bir kanıt istemedim. Ben senden çok tanrılı dinlerin, tek tanrılı dinlerden türediğine dair kanıt istedim. Mesela bana öyle bir dönemi örnek göstereceksin ki, o dönemde sadece tek tanrılı dinler olsun, çok tanrılı dinler olmasın.
Tek tanrılı dinlerin hepsi, çok tanrılı dinlerden türemiştir. Kaldı ki sen eski dinlerin yeni dinlerden türediğini iddia ediyorsun. Zamana bile karşı geliyorsun. Ah pardon, Arap'ın putu Musevilik'ten de önce tek tanrılı din göndermişti, değil mi? O halde o Musevilik'ten önce Arap'ın putunun gönderdiği tek bir dinin:

1- Tapınak kalıntısını göster.
2- O dinin kitabının adı neydi?
3- İbadetleri ne şekildeydi.
4- O dinin peygamberi kimdi? O dinin peygamberinin, senin söyleyeceğin peygamber olduğuna dair kanıt göster.

"O yok ama, bu yok ama yine de öyle".
Yok böyle kuru gürültü. Kanıtsız, belgesiz konuştuktan sonra, Afrika'da Zebra'ya tapan bir kabile de "Aslında insanlığın en başından beri bütün insanlar Zebra'ya tapıyordu ama daha sonra dinlerini yanlış uygulayıp bozdular. Gayb'ın büyük Zebrası onların hepsinin belalarını verecek." diyebilir. Nasıl olsa dilin kemiği yok. Senin yaptığının da bundan farkı yok. O alıntı yaptığın kitabın yazarı, eski Türk dininin de İslamdan türediğini ima ediyor. Ama senin gibi açık açık söylemiyor. Açık açık söylesin, kanıt da getirsin, onu da dinleyelim. Aksi halde, onun da yaptığının örnek verdiğim Afrikalı'nın yaptığından farkı yok.
---------------------------------------------------------------------------------
1- Dünyaya hiç bir millet, gökten zembille inmemiştir. Sonraki milletler kendisinden önceki milletlerin devamıdır. Onlardan türemiştir.

2- Dünyaya hiç bir dil de, gökten zembille inmemiştir. Sonraki diller kendisinden önceki dillerin devamıdır. Onlardan türemiştir.

3- Dünyaya hiç bir din de , gökten zembille inmemiştir. Sonraki dinler kendisinden önceki dinlerin devamıdır. Onlardan türemiştir.

Birinci ve ikinci şıkka itiraz eden ahmaktır. Daha da ileri gidelim, geri zekalıdır. Üçüncü şıkka ise sadece ve sadece din kaygısıyla itiraz edilir. Çünkü bir teist için din, gerçeklerden önemlidir. Çünkü bir teist bazı gerçeklerle yüzleşemeyecek kadar acizdir ve bu sebeple onu o gerçeklere karşı kör eden dine muhtaçtır. Neden muhtaçtır? Onu bazı gerçeklere karşı kör ettiği için muhtaçtır. Neden kör olması gerekiyor? Çünkü o gerçekleri görürse korkar ve o korkuyla bütün ömrünü huzursuz geçirmek zorunda kalır. Neden o gerçeklerden korkar? Çünkü o gerçeklerle boğuşacak gücü yoktur. Acizdir. Onun bu kadar aciz olmasını sağlayan kim? Kendisine muhtaç kalmasını isteyen kim ise o. Yani din. Onu, kendisine muhtaç kalacak kadar acizleştiriyor. Bu yolla zayıflatıp sömürüyor. Zira körü dolandırıp soyma çok kolaydır. Körün de işine geliyor bu. Kör gerçekleri görmekten kurtuluyor, körleştiren de körü soyuyor. Danışıklı dövüş yani.

Şimdi şu bizim konuyu toparlayalım.
Ben ne demiştim.
Al= tanrı. El= tanrı. (Başka el veya al ile karıştırmayın)
Kanıtlar:

1- İbranice sözlük : Al=Tanrı.

2- Bazı teolojik kaynaklar-kitaplar. Örneğin, Jules Soury'nin 1877 yılında yazılmış olan ve bu tarihten sonra defalarca hortlayıp tekrar tekrar çeşitli dillerde basılan, "La religion d'İsrael etude de mythologie comparee" adlı değerli kitabından bazı pasajlar:

"Ön Asya samilerinin başlıca tabrılarını tanımak için, en yüce baş tanrı El'e veya, ..." s:21

"En eski tanrı olduğu için, nasıl olduğu asırlarca tam anlamı ile anlaşılmaz hale gelen, Sami tanrısı El veya İlou'dur..." s:22

"Sami yazıtları, tanrı İl veya El'in, "tanrı cins isimleriyle" karıştırılmaması gerektiğini ispat etmektedir..." s:25


3- Bir çok tanrı isimleri:
Baal. (Bağ tanrısı)
Al-lath
Al-Menath
Al-Uzza
.. Devamı da var, gerek yok.

Başka bir kanıta gerek var mı? Dahası internette de var, hem de tonlarca. Hala El ve Al kelimelerinin tanrı manasına geldiğine itiraz eden var mı? (Başka el veya başka al'dan bahsetmeden ve "El ve al şu manalara da geliyor" diyerek saçmalamadan).

Başka ne demişim?
La=ça. (Doğru-ca, ben-ce, Türk-çe, vb. gibi çe-ça değil, dişilik takısı olan ça).
Kanıtları:
1- İbranice sözlük. Bakalım şimdi İbraniler sözlüklerinde tanrı manasına gelen "El" kelimesine, "la" takısı takınca ne manaya geliyormuş?
Ella=Tanrıça.

İnanmayan İbranice sözlüğü açar bakar.

2- Bazı tanrıça isimleri:

Kıb-Elle
She-Ella
Ba-allaht

3- Bazı bayan isimleri:
Mu-Alla
Raffe-ella
Ley-la
Süheyla
Gabri-ella
Annabel-La


Aslında bu gün hala İbranice sözlükte, "Ella" kelimesi, direkt olarak tanrıça olarak duruken, diğer şıklarda belirttiğim delillere gerek bile yok. Sözlükten daha açık kanıt mı olur?
Ella kelimesinin İbranice karşılığının tanrıça olduğuna itirazı olan varsa çıksın.


Geriye ne kaldı? H harfi mi? Kelimelerin sonlarında kalan H harfleri bazen yutulur yok olur, bazen ise bazı dillerde vurgu olması açısından yoksa dahi eklenir. Örneğin Türkçe'de çoğu zaman bir şeye hayret edildiğinde "Allah Allah" denmez, "Alla Alla yaa" denir. Yallah, fellah dillerde, bazı kelime sonlarına, H harfi yoksa da eklenir. Bu, Babil'den "Ella" veya "Alla" olarak alınıp, "Allagh" şeklinde, gırtlaktan söylenerek sonunda bu şekli almıştır. Sadece Allah kelimesinde değil, Arapça'ya yabancı bir kelime girerken bir çok kelimede sonlarına H harfi eklenmiştir. Buna yüzlerce örnek verilebilir fakat size en ilginç olanlarından birini örnek göstereyim:
Mualla demek, "yüce Allah" veya "aziz Allah" demektir.
Mu=Aziz, yüce, ulu, kutsal.
Bu; "Mu" kelimesi, Arapça ve İbranice gibi Sami dillere "Muh" olarak girmiştir.
Mesela:
Muh-Hakeme. (Mahkeme): Yüce hakemlik.
Muh-harbe: (muharebe): Kutsal savaş.
Muh-Ammed: (Muhammed): Yüce Ahmed.


Yani Allah kelimesinin sonundaki H harfi, Mezopatamya dillerinden Arapça'ya girerken eklenmiştir. Kullanılması da şart değildir, zira Yahudiler sadece "Ella" diyor. Ellah veya Allah demiyorlar.

Not: Şimdiki Arapça'dan değil, Arapça'nın başlangıcından bahsediyorum sayın geri zekalı. Niye geri zekalı? Daha öncekiler değil ama bunu yüz kere yazdıktan sonra hala bunu anlayamayacaksa, şu andan itibaren geri zekalı.


Ben size bu kadar kanıt gösterdim. Pek iyi ya karşı tezin kanıtı ne? Ben bu kadar uğraşıp kanıt göstereceğim, karşı taraf İşkembeden sallayıp, "Al-İlah'dı Allah oldu" diyecek ve hiç bir kanıt göstermeyecek ve siz de bana değil ona inanacaksınız he? Tanrıya "Allah değil de İlah" adıyla mı tapılmış? Nerede kanıtı? Yok. Onu da bırakın, İlah ne demek? Sakın İbranice sözlükteki, yine "tanrıça" olarak karşılığı olan "Eloh" kelimesi olmasın?
Arapça'ya İbranice'den miras kalan tanrı manasındaki kelime, "İlah" değildi, "Rabb" idi. İlah ise, İbranice'deki "eloh"dur ve bunun da manası "tanrıça"'dır. İnamayan İbranice sözlüğe bakar.


Fakat bizim dincilere göre, Arapça da, araplar da gökten zembille inmişlerdir. Hiç bir milletten kopmuş ve sonradan millet olmamışlardır ve dolayısıyla onların dilleri kendilerine has'dır. Bu dünyadaki milletlerle alakaları yoktur Arapların ve dolayısıyla Arapça'nın.
Bunun sebebi nedir biliyor musunuz? Arapça'yı diğer dillerden koparıp, işlerine geldiği gibi değiştirmek. Ve böylece milleti dolandırmak. Dolandırıcı dili yaratıyorlar yani. Sil baştan, yoktan dil üretip, kendi aralarında bu dili konuşup anlaşarak din yoluyla halkı soymak.

Ganimet dini, soyguncu dili.


Sevgili Tolon bey'imiz konuyu çok güzel kavramış ve çok isabetli özetlemiş. Demiş ki:

"Biz isin kolayina gidip konuyu ortasindan kavramisiz.
Halbuki isi basindan almak gerekti.
Kolayimiza geldiginden olsa gerek."


Çok doğru sevgili Tolon ağabey. Fakat konuyu başından değil de, ortasından kavramamız, kolayımıza geldiğinden değil. Sahtekar dincilerin öyle istemesinden. Okullarda ve yetmezmiş gibi, camilerde, sokaklarda, her an her yerde "tarih Arap'la başlar" telkiniyle ve beyin yıkamalarıyla ablukaya alınmışız. Bebeklikten itibaren Arapçılık o kadar beyinlere kazınmış ki, aksini düşünmek aklımızın ucundan bile geçmemiş. Arap'tan öncesini tarihten siliyor ki, Arap'ın foyaları ortaya çıkmasın. Bütün dünyanın nerfretle baktığı Arap toplumuna biz adeta tapar olmuşuz. Çünkü bizi de onlara benzetmişler bebekken. Öncesini düşünemeyişimizin, "düşünsek de kavrayamayışımızın" sebebi bu.

Sevgili Begteginli.
Yanıldığın nokta şu: Tanrıça kelimesindeki ça ile, Özgür-ce , rahat-ça kelimelerindeki ça hecelerinin birbirleriyle alakası yok. O başka ça, bu başka ça. Zaten ki ça Türkçe'deki karşılığıdır. Esası ça değil "la" dır. Yani ben tanrıça dediysem "dişi tanrı" manasında söyledim. Tanrilla misali yani :)
-------------------------------------------------------------------------------------
Allah kelimesindeki "la" hecesinin dişilik eki olduğunu anlatmıştım değil mi? O halde şimdi sıra geldi "la" dişilik ekinin kökünün nereden geldiğini anlatmaya. Fakat bunu Allah kelimesinin tanrıça manasına geldiğine dair ek bir kanıt olarak sunmuyorum. Bu sadece bir çeşni.

Bu "la" dişilik ekinin aslı, "a" dişilik ekidir(e ve a).
E ve a dişilik ekleri bazı isimlerde, kendisinden bir önce gelen harfi ikiletir.(Çiftletir).
Örneğin Ferid ismini Feridde yapmaz ama sonu L ve N (ve bazı başka) harfleri ile biten bazı isimlerde kendisinden önceki harfi çiftletir. Mesele Muala değil, sonundaki harfin L oluşundan dolayı Mualla olur. Diğer bazı örnekler:
Rafael: Refaela değil, Rafaella.
Gabriel: Gabriela değil, Gabriella.

İşte Allah kelimesinin içinde de, tek değil çift L olmasının sebebi budur. Çünkü tanrı manasına gelen AL kelimesinin sonu L ile bittiği için, L harfini çiftletir.

Aynı durum N harfinde de vardır. Onun da sonuna dişilik eki gelirse, N harfini çiftletir. Babil'in tanrısı Baal'ın manasının Bağ tanrısı olduğunu söylemiştik. Zaten Babil, "Bağ diyarı"(Üzüm diyarı) demektir.
Pekiyi Baal'ın dişisi ne olabilir? Sonuna bir a dişilik eki ekleyelim bakalım ne oluyor?:
Baal-a

Oldu mu? Olmadı. Oldu ama biraz cahil şivesi oldu. Ne yapmamız gerekirdi? Sonu L ile bittiği için L harfini çiftletmemiz gerekirdi. Bir daha deneyelim:
Baal-la

Başka ne olabilir?
Bael-la

Neden Bael-la olabilir? Çünkü tıpkı Al gibi, El de tanrı manasındadır da ondan.
Pekiyi manası ne oldu?. Baal kelimesinin manası , "bağ tanrısı" olduğuna göre, "Baella"'nın manası bağ tanrıçasıdır.
(Baallath, Babilin bağ tanrıçasının ta kendisidir. İşte bu; Bağ Allah'dır.)

Baella,(Baalath) o dönemlerde, kimi kavimler için sadece sıradan bir tanrıça idi. Kimileri için ise "ana tanrıça" idi. İşte bu Anabella isminin kökeni budur. Manası: "Ana bağ tanrıçası". Açılımı: Anna-Ba-el-la.

Başına "ana" veya "anna" gelmiştir çünkü Sümer, Babil ve hatta Akad dillerinde "anna" kelimesi, "anne" manasındadır. Mesela:
Marianna: Mari anne.(Meryem ana).
Suzanna: Suzy anne.
Lucianna: Lucy anne.

Şimdi diyeceksiniz ki; "Bu anne kelimesinin Türkçede ne işi var?". Tabii, herşey Arapça değil mi? Daha dünkü dil Arapça'nın her dile girmesi normal, binlerce yıllık Türkçenin başka dillere girmesi anormal değil mi? Çünkü Arapça ulu değil mi? İşte siz bu kadar aslını inkar eden, neslinden utanıp atasını yok etmeye çalışan, kendi alnı ak Atası, kendi nesli dururken, Arap'ın pedofil, hırsız, haydut atasını yere göğe sığdıramayan zavallılarsınız. Ata'nızı, dilinizi, milletinizi yerin dibine sokar, unutturdukça unutmaya çalışır, Arap'ın milliyetini, örfünü adetini yüceltirsiniz.
Çünkü; "Asırlardır, adeta tek kelimesini bile anlamadığınız Kuran'ı okumaktan, beyinleri sulanmış hafızlara döndünüz.".
Çünkü; "İslam dini sizin diğer müslüman ülkelerle birlikte, çağdaş medeniyetler kurmanızı sağlamadı, bilakis Arap'ın putu olan Allah kelimesi ekseninde, sizin milli hislerinizi uyuşturdu."

İşte o yüzden, Arapça dururken, Türkçe'den başka dillere bir kelime giremez, ama Türkçeye Arapça rahatça girebilir, değil mi?

Sevgili kardeşlerim. Bu sahtekarların hiç birine inanmayın. Biz orta Asya'dan Anadolu'ya THY uçağı ile uçarak gelmedik. Hayvanlarımızla, karadan yürüyerek geldik. Üstelik bir kerede gelmedik, yüzlerce yıl boyunca geldik. Gelirken de Mezopatamya'da yüzlerce yıl mola vere vere geldik. Gelirken boş gelmedik, dil de getirdik, din de getirdik, onları orada, oranın insanlarınınkilerle harmanladık. Dolayısıyla, o Arapça'dan Türkçe'ye girmiş sandığınız kelimelerin bir çoğu aslında bizim kendi kelimelerimizdir, kalan kısmı ise bize Arapça'dan değil, İbraniceden, Persce'den, Babil dillerinden, Sümer ve Akad dillerinden girmiştir. Çünkü Arap'ın zaten kendisine ait tek bir kelimesi dahi yoktur. Arapça denen dil, İbranicenin cahilcesidir, ve cahilin İbranicesidir.

Daha ortaya çıkarılacak neler neler var ama bu iş ruhunu Arap'a satmış tarihçilerle olmaz. Adama benzer tarihçi lazım.
------------------------------------------------------------------------
Bir yerde bir yazı yazdığınız zaman, ilk önce o yerin neresi olduğunun farkına varmanız lazım. Burası ateist forumdur. Burada din eleştirilir, din yargılanır.
Burası dinlerin yargılandığı bir mahkemedir.
Dolayısıyla din burada bilirkişi konumunda değil, sanık sandalyesindedir.
Burada eleştirilen şey zaten dindir. Artık bunun dahi farkında olmayan, bu kadarcığını bile anlayamayan beyinlere neyi anlatmak mümkündür bilemiyorum. Bu olsa olsa kör bağlılığın daniskası olabilir.
Ne diyorum? Din burada sanık sandalyesindedir.
Hiç bir muhakemede sanık, tanık sandalyesine oturup kendi lehine tanıklık yapamaz. Bilir kişi raporu da yazamaz.
Efendim falanca din alimi varmış da, o da İslamın tarihinin babasıymış, ona niye güvenmeyip Heredot'a güvenirmişiz. Tam bir çocuk zekası.
8 yaş mı desem, 5 yaş mı desem bilemiyorum ama tam bir çocuk zekası olduğu kesin.
Bu sizin yaptığınız, bozacının şahidi bozacı olayına bile girmiyor, tam olarak; "bozacının şahidi, bozacının" kendisi manasına geliyor.

Mahkemede hırsıza "hırsızlık yaptın mı?" diye sorulabilir ama verilen cevap, delil diye mahkeme dosyasına koyulmaz.

O din alimi dediğiniz adamlar, gelmiş geçmiş zaman içinde ve bazıları hali hazır durumda, bu dinin ana bayisi olarak satıcısı durumundalar. Hemen hemen hiç birisinin başka bir mesleği dahi yoktur ve sadece din üzerinden, yani din satarak geçimini sağlamışlardır.
Sizler de işi gücü bırakıp oralarda buralarda din savunduğunuza göre, sizler de o din satıcılarının alt bayisi konumundasınız.

Heredot'a niye güvenelimmiş? Heredot dinden çıkar sağlamış mı? Din almış mı? Din satmış mı? Herhangi bir tanrıyı pazarlayıp, müridler toplayıp o müritler arasında kendini saygınlaştırmış mı?

Bu kadar basit insan nasıl olabiliyor bir türlü aklım ermiyor. Adama bak yahu! "İslamı İslama sor" diyor. Üstelik bunu bir ateist forumda söylüyor.
o kadar basit bir zekası var ki; ateiste "Sen müslüman olmayan kimsenin dediğine inanma, git islamı İslamı satanlara sor" diyebiliyor. Bunu aklı başında bir çocuk bile söylemez.

-- Deniz feneri yolsuzluğu yapılmış mı? Bu gerçek mi?
-- Ağbi, sen Almanların dediğine bakma, onlar gavur. Sen onu git Kanal 7'ye sor. Onlar deniz fenerinin babası.


Hırsızı hırsıza sor. Kuranı Muhammed'e, Muhammed'i Kuran'a sor. Başka kimseye inanma.
Olacak şey değil. Ateist foruma gelmiş teist zekası tavsiye ediyor.

Siz tütünsünüz, o İslamın babaları da sizi tarlaya eken çiftçi.
Tütün diyor ki; tütün kadar sağlığa faydalı bir şey yoktur. Beni doktora değil, çiftçiye sor; tütünün babası odur.

Vah vah vah, elleri kırılsın sizi eken o çiftçilerin.

Bariz çocuk zekası. Çocuklar "Ya satarım, bal satarım, ustam öldü, ben satarım" der ya hani! Bunlar da onu diyor ve "yağın dandik" dediğin zaman da "dandik değil, git ustama sor" diyor.

Tam bir çocuk zekası.
Elleri kırılsın sizi eken o çiftçilerin.




Pante, Heredot doğru söylemiş. Çünkü Afrodit kara taşlı tanrıçalar familyasındandır. Kıble/Afrodit/Şiva bunların hepsi aslında aynı tanrıçadır, sadece yere, zamana ve dile göre isimleri değişmiştir. Onun yaptığı şey sadece bu tanrıçadan bahsederken kendi dilindeki adıyla söz etmiş olmasıdır.

Bu değerli katkın için de çok teşekkür ederim. Durup durup en çarpıcı örnekler göstermekte üstüne yok. Ansiklopedi gibi adamsın.
bin kere teşekkürler.

-------------------------------------------------------------------------------------
Paradigmax, on 26 March 2010 - 11:12 PM, said:
http://tr.wikipedia..../%C4%B0zole_dil

İzole dil olmadığını söylerken senin belgelerin nerede sahi?

Paradigmax, İzole dil de, yoktur, din de yoktur, ırk da yoktur ve bunun belgesine de gerek de yoktur.
Senin şu linkini verdiğin kaynağa rağmen yoktur. O kaynakta bahsedilen izole dil ile senin bahsettiğin izole dil aynı şey değil. Orada bahsedilen izole diller, başka dillerden türedikten sonra izole kalmış olan dillerdir.(Türedikten sonra bile %100 izole değil) Senin bahsettiğin ise, baştan beri izole olan dil manasında. Böyle bir dil yoktur. Her dil, her din ve her ırk, bir öncekinden türemiştir. Gökten ne bir dil, ne bir din, ne de bir ırk inmiştir.


Arap!!
Vakit yoktu, sana cevap veremedik. Hatta senin gibilere cevap vermeye bile değmez dedik, ama gittin başka başlıklarda, dedikoducu karılar gibi, defalarca "İlahe sözcüğünün latin harfleriyle yazılışına bakıp, tanrıça olduğunu söylüyor" diyerek aklın sıra öbür başlıkları kirlettin. Buna şaşmamak lazım; gidip de teee başka bir sitenin forumundaki konuları buralara taşıyıp papağan gibi tekrarlayan biri, elbette ki burada da o topicten öbür topice laf taşır.

Neydi senin karın ağrın? Latin harfleriyle yazılışına bakmam mı? Neden bakmayacak mışım latin harfleriyle yazılışına? Aynı okunuşu veriyor mu vermiyor mu sen ona bak. Onun yazılışı değil, okunuşu önemli. Okuma yazama bilmeyen insan ne yapacak? Onun konuştuğu geçersiz mi? Rus gider başka türlü yazar, Arap başka türlü yazar ama hepsi de okunuşuna göre yazar. Çünkü asl olan okunuşudur.
Üstelik bak adam ne diyor? Arapçada diyor Arapçada? Gözlüklerini tak da oku:

İlköğretim okulları için Türkçe sözlük. (M.Metin Dolunay - Morpa yayınları):
İlahe.: Arapça: tanrıça.


Meydan Larousse ansiklopedisi:
İlahe.: Arapça ilah'tan ilahe. Putperestlikte ve mitolojide tanrıça.
"Bu ilahe kadınlar doğuracağı zaman imdatlarına yetişir; doğurmasına yardım eder."(Ziya Gökalp)

Meydan Larousse gibi dev bir ansiklopediye inanmayacağım da, senin gibi bir din pazarlamacısına inanacağım hee?


Sakın ha "Arapça'da yazılışı farklı" diyerek aynı şeyleri tekrarlama. Burada Arapça'yı adam yerine koyan yok; sadece örnek olsun diye veriyorum. Siz bu dini evirirken, dili de, yazılarınızı da evirip çevirmişsiniz, yutturmak için.
Üstelik, İlahe değil, de ilah dahi olsa, onun da manası yine tanrıça. Çünkü onun da esası, İbranice'deki "Eloh". Yani İbranice sözlükte, yine tanrıça.
Onun da esası, ELLa. Yani yine tanrıça.
El=tanrı
La=Dişilik eki.
H= Pasif bitiş eki.
Elo=Eloh=Elloh=Ellah=Ella=Alla=Allah=İlah=İllah=ilahe=Tanrıça.

Tekrarlıyorum "Arapça'da yazılışı farklı" diyerek aynı şeyleri tekrarlama. Ben burada Arapça'nın olmadığı zamanlardan başlayıp, Arapçanın ilk başladığı zamana getiriyorum. Oradan sonrasında ise zaten Arap'ın palavraları başlıyor. Dolayısıyla, İslamdan sonraki Arapça beni hiç mi hiç ilgilendirmiyor. Sen ise ısrarla, Arapçayı meydana getiren dilleri ekarte edip, Arapçayı hakim kılmaya çalışarak dakika başı Arapça harfleri gösteriyorsun. Bana bunları gösterme. Sizin diliniz de, dininiz de, tarihiniz de, hepsi uydurma. Ben de zaten burada nerelerden uydurulduğunu gösteriyorum.
Sen de diyorsun ki, "İlla da benim dilimi de, beni de adam yerine koy". Kusura bakma, biz oraları çoktan geçtik.
Arapçanın da, senin de Arap'ın kutsal topraklarına kadar yolu var.
Yürü başka kapıya.
Aynı şeyleri tekrarlarsan, bir daha cevap alamayacaksın, ona göre.
Güle güle.


0 yorum to “Allah Kelimesinin Kökeni”

Yorum Gönder